İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi
Permanent URI for this collectionhttps://acikerisim.samsun.edu.tr/handle/123456789/16
Browse
Recent Submissions
Item Grafik kullanıcı arayüzünde neumorfic tasarım(SDÜ ART-E Güzel Sanatlar Fakültesi Sanat Dergisi, 2022) Kukuoğlu, Oya Cansu DemirkaleTeknoloji ve bilgisayarların hızla gelişmesiyle, çoklu ortamların arayüz tasarımlarında yeni yaklaşımlar ortaya çıkmaya başlamıştır. Son zamanlarda kullanıcı grafik arayüzü tasarımları hakkında çeşitli araştırmalar yapılmasına rağmen neumorphic tasarım ile ilgili çok az sayıda araştırma bulunmaktadır. Bu araştırmaların azlığını göz önünde bulundurularak skemorfik, düz (flat), materyal ve neumorphic tasarıma dikkat çekilmek istenmektedir. Bu araştırmada, grafik arayüz tasarım yöntemlerinden olan skemorfik, düz (flat), materyal ve neumorphic tasarımlarının gelişim süreçlerinin incelenmesi amaçlanmış, neumorphic tasarım yaklaşımına odaklanılmıştır. Bu doğrultuda skemorfik, düz (flat), materyal tasarım yöntemlerinin özellikleri ve neumorphic tasarımın gelişim süreci çalışmada ele alınmıştır. Araştırma, nitel araştırma yöntemi ile gerçekleştirilmiş olup, gerekli alan yazın taraması ile elde edilen veri ve içerikler betimsel analiz yöntemi ile yorumlanmıştır. Bu araştırma, arayüz tasarımlarında çok fazla kullanılmayan neumorphic tasarımın, gelecekte arayüz tasarımlarına uygulanma olasılığını göstermesi açısından önemlidir. Sonuç olarak, grafik kullanıcı arayüzünde kullanılan tasarım yaklaşımlarının kullanılabilirliğini arttırmak için skemorfik, düz (flat), materyal tasarımlarının yanında neumorphic tasarımdan faydalanılması gerektiği düşünülmektedir. With the development of technology and computers, new solutions began to appear in the design of the emergence of multimedia. Although there are various studies on graphical interfaces in the end-user periods, there is very little research on neumorphic design. Considering the scarcity of these studies, it is desired to draw attention to the fact that skemorphic, flat (flat), material and neumorphic cannot be done. In this application, it is aimed to examine the development costs of skemorphic, flat, material and neumorphic designs, which are graphic execution design methods, and focuses on the neumorphic design approach. In this direction, the characteristics of skemorphic, flat (flat), material design methods and the development process of neumorphic design are discussed. The research was carried out with the qualitative research method, and the data and contents obtained with the necessary field type benefits were interpreted with the descriptive analysis method. This research is important in terms of providing application protection to the final designs of the neumorphic design, which is heavily run on execution designs. As a result, it is aimed to benefit from skemorphic, flat (flat), material designs as well as neumorphic design to eliminate the usability of design solutions used in the graphical user interface.Item Tasarım eğitimi kapsamında monogram logo tasarımı(Monogram Logo Design Within The Scope Of Design Education, 2023-08-30) Kukuoğlu, Oya Cansu DemirkaleGünümüzde, iletişim ve tasarım ile oluşturulan tipografiler hayatımızın ayrılmaz bir parçası haline gelmiştir. Harfleri tasarlama ve yeni biçimler verme tasarımın hem görsel hem anlamsal değere ulaşmasını sağlamaktadır. Bu doğrultuda, harflerin temel biçimini alıp özgün ve sanatsal bir temsil yaratarak onu çarpıtmayı, stilize etmeyi veya dönüştürmeyi içermektedir. Bu araştırmada, monogram logo tasarımının tipografik soyutlama yöntemleriyle nasıl oluşturulduğunun ortaya konulması amaçlanmıştır. Bu yöntemin monogram logo tasarımı oluşturmadaki etkilerini uygulamalı olarak görebilmek amacıyla İletişim Tasarımı ve Yönetimi Bölümü’nde İletişim Tasarımı ve Yönetimine Giriş 2 dersini alan öğrenciler ile bir proje gerçekleştirilmiştir. Yapılan projede öğrenci isimlerinin baş harflerinden yola çıkarak harfler soyutlanmış ve tasarlanan biçimlerle birlikte monoram logo tasarımını oluşturma süreçleri incelenmiştir. Bu çalışma, öğrencilerin tipografik soyutlamalar konusundaki eğilimlerinin ve oluşturulan monogram logo tasarımlarının bilinçli bir şekilde yapılması açısından önemli görülmektedir. Çalışmanın sonunda; öğrencilerin somut tipografiden soyut tipografiye yönelik bir yaklaşımla monogram logo tasarımının nasıl ön plana çıktığı görülmüştür. Today, typographies created with communication and design have become an integral part of our lives. Designing letters and giving new shapes enable the design to reach both visual and semantic value. Accordingly, it involves taking the basic form of the letters and creating an original and artistic representation to distort, stylize or transform it.In this research, it is aimed to reveal how the monogram logo design is created with typographic abstraction methods. In order to see the effects of this method in creating a monogram logo design, a project was carried out with the students who took the Introduction to Communication Design and Management 2 course in the Department of Communication Design and Management. In the project, the letters were abstracted from the initials of the student names and the processes of creating the monoram logo design with the designed forms were examined. This study is considered important in terms of the students' tendencies about typographic abstractions and the conscious creation of monogram logo designs. At the end of the study; It was seen how the monogram logo design came to the fore with an approach from concrete typography to abstract typography.Item Logo tasarımında güncel eğilimler ve stratejiler(Medeniyet Sanat Dergisi, 2024) Kukuoğlu, Oya Cansu DemirkaleLogo, markaların tüketicilerle kurduğu görsel iletişimin en önemli unsurlarından biri olarak karşımıza çıkmaktadır. Günümüzün hızlı değişen dünyasında, logolar markaların kimliğini etkileyici bir şekilde iletmekte ve çok yönlü bir kullanım sunmaktadır. Bu bağlamda, yeni eğilimler ve stratejilerle tasarlanan logolar, markaların tüketici beklentilerine uyum sağlamasına yardımcı olmaktadır. Dijital çağın hızla değişen dinamikleri sayesinde tüketici beklentileri ve teknolojik yenilikler, logo tasarımındaki eğilimlerin de sürekli olarak gelişmesine neden olmaktadır. Marka kimliğinde yer alan logo tasarımı, sadece estetik bir unsur olarak değil, aynı zamanda bir iletişim aracı olarak da değerlendirilmektedir. Minimal logolar, dinamik logolar, soyut geometrik logolar, tipografik ve el yazısı logolar, retro ve vintage logolar, hareketli ve 3d logolar, negatif alan kullanan logolar gibi farklı yaklaşımlar, markaların hedef kitlesine uygun stratejiler geliştirmesine olanak tanımaktadır. Bu araştırmada, güncel logo tasarım eğilimlerini ve bu eğilimlerin markalar üzerindeki etkilerin incelenmesi ile birlikte güncel logo statejilerinin neler olduğunun çalışmaya yansıtılması amaçlanmıştır. Araştırmada, nitel araştırma yöntemi kullanılarak logo tasarımındaki güncel eğilimler incelenmiştir. Veriler, popüler markaların logoları üzerinden yapılan betimsel analiz yoluyla toplanmıştır. Logoların seçiminde, markaların dünya düzeyinde tanınırlığı, dijital platformlarda kullanım sıklığı ve logo değişiklik süreçleri dikkate alınmıştır. Verilerin analizi, görsel tasarım öğeleri ve kullanılan stratejiler üzerine yapılmış olup, sonuçlar betimsel istatistikler ve içerik analiziyle desteklenmiştir. Ayrıca, minimalizmden dinamik logolara kadar farklı yaklaşımlar, rastgele seçilen popüler markaların logoları üzerinden incelenmesiyle birlikte araştırmaya açıklık getirilmiştir. Sonuç olarak, bu güncel eğilimler ve stratejiler, markaların görsel kimliklerini güncel tutmalarına, tüketicilerle bağ kurmalarına ve dijital dünyada etkili bir şekilde yer almalarına yardımcı olmaktadır. Logo tasarımlarında kullanılan bu güncel eğilim ve stratejilerin markalara sağlayabileceği katkılar sonuç bölümünde ortaya koyulmuştur. Logos are one of the most important elements of visual communication between brands and consumers. In today's rapidly changing world, logos impressively convey brands' identity and offer versatile use. In this context, logos with new trends and strategies help brands adapt to consumer expectations. Thanks to the rapidly changing dynamics of the digital age, consumer expectations and technological innovations are constantly evolving trends in logo design. Logo design in brand identity is evaluated as an aesthetic element and a communication tool. Different approaches such as minimal logos, dynamic logos, abstract geometric logos, typographic and handwritten logos, retro and vintage logos, animated and 3D logos, and logos using negative space allow brands to develop strategies suitable for their target audience. This research aims to examine current logo design trends and the effects of these trends on brands, as well as to reflect current logo strategies. The research examined current trends in logo design using the qualitative research method. Data was collected through descriptive analysis of popular brand logos. In selecting the logos, the global recognition of the brands, the frequency of their use on digital platforms, and the logo change processes were considered. The data analysis was based on visual design elements and strategies, and descriptive statistics and content analysis supported the results. In addition, different approaches ranging from minimalism to dynamic logos were examined through the logos of randomly selected popular brands, thus clarifying the research. As a result, these current trends and strategies help brands keep their visual identities up-to-date, connect with consumers, and effectively take their place in the digital world. The contributions these current trends and strategies used in logo designs can provide to brands are presented in the conclusion section.Item Enformasyonalist bir yaklaşımla grafik tasarımda kioskların kullanım alanları(Kesit Akademi Dergisi, 2023-09-25) Kuzu, Ekin Su; Yegin, Yunus Türkşad; Kukuoğlu, Oya Cansu DemirkaleBu araştırma, yeni iletişim teknolojileri üzerinden kapitalist paradigma bağlamında enformasyonalizm kavramını ele alarak; grafik tasarımda kiosk kullanım alanları üzerinden sunmayı amaçlamaktadır. Enformasyonalizm kavramını açıklayarak, grafik tasarımın kavramla olan ilişkiselliği yeni medya ve iletişim teknolojilerinin uygulama biçimlerine olan entegrasyonu üzerinden sunulmaktadır. Bunun yanında, kioskların oluşum, gelişim ve arayüz tasarım süreci ele alınarak; örnek çalışmalar üzerinden konu desteklenmektedir. Araştırma, kioskların geldiği noktada enformasyonalizmin gelişimi ve grafik tasarıma entegrasyonu bakımından ele alınış biçimiyle özgün değer sarf etmektedir. Ayrıca, çoklu disiplin anlayışıyla farklı kavramların senteziyle oluşturulacak konu bütünlüğünün alan yazına katkı sağlayacağı düşünülmektedir. Araştırma, ilgili konu ve kaynakların taranması ile oluşturulmuş olup; nitel araştırma yöntemleri kapsamında değerlendirilmektedir. Araştırma kapsamında ele alınan örnekler konuya açıklık getirecek çalışmalar arasından rastgele olarak seçilmiş olup; kuramsal çerçeveyi desteklemek üzere gerçekleştirilmiştir. Araştırma ile kioskların teknolojik bir tasarım aracı olarak enformasyonalist paradigmadaki yeri ortaya konmak istenmektedir. Bu araştırma, enformasyonalizmin kapitalist paradigma içindeki rolünü vurgulayarak, yeni iletişim teknolojilerinden biri olan kioskların kullanılabilirlik etkilerini inceleyerek, bu iki alan arasındaki ilişkiyi daha derinlemesine anlamaya çalışmaktadır. This research examines the concept of informationalism in the context of the capitalist paradigm through new communication technologies; It aims to present kiosk usage areas in graphic design. By explaining the concept of informationalism, the relationality of graphic design with the concept is presented through its integration into the application forms of new media and communication technologies. In addition, the formation, development and interface design process of kiosks is discussed; The subject is supported through case studies. The research is of original value in the way it is discussed in terms of the development of informationalism at the point where kiosks have come and their integration into graphic design. In addition, it is thought that the subject integrity that will be created by synthesizing different concepts with a multi-disciplinary approach will contribute to the literature. The research was created by scanning relevant topics and resources; It is evaluated within the scope of qualitative research methods. The examples discussed within the scope of the research were randomly selected from studies that would clarify the subject; It was carried out to support the theoretical framework. The research aims to reveal the place of kiosks as a technological design tool in the informationist paradigm. This research emphasizes the role of informationalism within the capitalist paradigm and tries to understand the relationship between these two fields more deeply by examining the usability effects of kiosks, one of the new communication technologies.Item Çocuklara yönelik oluşturulan grafik arayüzü tasarımlarında bulunan görsel metaforların dönüşümü(Akdeniz Sanat, 2022-07-28) Kukuoğlu, Oya Cansu Demirkale; Koyuncu, Sevgi SoyluDijital oyun tasarımlarında kullanılan grafik arayüzleri, çocukların görsel metafor ve semboller aracılığı ile uygulama arasında iletişim kurmalarını sağlamaktadır. Tasarlanan oyun uygulamalarında kullanılan görsel metaforlar, genel anlamıyla nesnelerle olan benzerlikleri akla getiren ve nesnelere göndermeyapacak şekilde kullanılan bir anlatım yolu olarak karşımıza çıkmaktadır. Oyun tasarımlarında kullanılan simge ve sembollere aşina olunması durumunda uygulamaların kullanılabilirliği artmakta, uygulama ile çocuk arasındaki iletişimin etkili olmasında önemli rol oynamaktadır. Zaman içerisinde değişen grafik arayüz tasarımlarıyla beraber gerçek dünyadakine benzer nesneleri taklit eden ikonlar, skemorfik tasarımlardan düz (flat) tasarımlara doğru evrilmiş ve uygulamaların kullanılabilirliğini doğrudan etkilemiştir. Bu araştırmada, grafik arayüz tasarımlarında kullanılan metaforların, skemorfik ve düz (flat) tasarım anlayışı üzerinden oyun uygulamaları aracılığı ile çocuklara nasıl sunulduğu incelenmiştir. Bu kapsamda, grafik arayüzü tasarımlarının değişim ve dönüşüm sürecinden görsel metaforların çocuklar üzerindeki etkileri ortaya koyulmaya çalışılmıştır. Araştırma, nitel araştırma yöntemleri üzerinden gerçekleştirilmiş olup; alan yazın taraması ile elde edilen veriler betimsel analiz yöntemi ile yorumlanarak oluşturulmuştur. Araştırma kapsamında taranacak olan veriler göz önünde bulundurularak, grafik arayüz tasarımlarının anlaşılabilirliği, tasarım sürecinde kullanılan metaforlar ve grafik arayüz tasarımlarındaki dönüşüm süreci görsel metaforlar üzerinden incelenmiş ve konuya dair örnekler ile araştırma desteklenmiştir. Araştırma bulgularına göre çocuklara yönelik oluşturulan grafik arayüz tasarımlarında bulunan metaforlar ve bu metaforların tasarımları sayesinde arayüz tasarımlarının anlaşılabilir kılınarak yaygınlaştırılması gerektiği düşünülmektedir. The graphical interfaces used in digital game designs enable children to communicate between the application through visual metaphors and symbols. Visual metaphors used in designed game applications appear as a way of expression that recalls similarities with objects and is used in a way that refers to objects. If the symbols and icons used in game designs are familiar, the usability of the applications increases and plays an important role in the effective communication between the application and the child. Along with the changing graphic interface designs over time, icons that imitate real-world objects have evolved from skemorphic designs to flat designs and have directly affected the usability of applications. In this research, it is examined how the metaphors used in graphic interface designs are presented to children with game applications through the skemorphic and flat design approach. The research tries to reveal the effects of visual metaphors on children from the change and transformation process of graphic interface designs. The research was carried out through qualitative research methods, and the data obtained through the literature review were interpreted with the descriptive analysis method. The intelligibility of graphical interface designs, the metaphors used in the design process and the transformation process in graphical interface designs were examined through visual metaphors and the research was supported with examples on the research subject. The intelligibility of graphical interface designs, the metaphors used in the design process and the transformation process in graphical interface designs were examined through visual metaphors and the research was supported with examples on the subject. In the research, metaphors used in graphic interface designs for children were examined. According to the research findings, interface designs should be made understandable and disseminated for children.Item Arayüz tasarımları ve tasarım sürecinde çocuk rolleri(Uluslararası İletişim ve Sanat Dergisi, 2022-08-31) Kukuoğlu, Oya Cansu DemirkaleTeknolojiyle tasarımın bir arada kullanılması, bireylerin estetik ve görsel algılarının değişmesine aynı zamanda algıda seçiciliğinin gelişmesine yardımcı olmaktadır. Bu kapsamda, grafik arayüz tasarımlarına yönelik tasarlanan imgeler, açık veya örtük biçimde kullanıcılara yol göstermektedir. Aynı zamanda, tasarım davranışlarını somutlaştırmak ve tasarım kararlarını meşrulaştırmak için ürünün kimin tarafından kullanılacağını belirlemek gerekmektedir. Özellikle, çocuklara ve yetişkinlere yönelik tasarlanan ürünler arasında önemli farklılıklar bulunmaktadır. Çocuk kullanıcıların yaşam deneyimlerini anlamak, yetişkin kullanıcılara oranla daha zordur. Bunun temel nedenlerinden biri ise kuşak farkı nedeniyle tasarımcıların, çocuk kullanıcıların bakış açılarını hayal etmelerinin zor olması ya da geçmiş çocukluk deneyimlerinin sınırlı gözlemlerine dayanarak bazı varsayımlarda bulunmalarıdır. Bu çalışma, çocukların seviyelerine uygun tasarlanan arayüz uygulamalarının gelişim süreçlerini incelemeyi, tasarımcı ile çocuk arasındaki tasarımsal mesafeyi kapatmayı hedefleyen yöntem ve yaklaşımları genel çerçevede sunmayı amaçlamaktadır. Bu hedef doğrultusunda yapılan çalışmada, çocukların gelişimlerine dikkat edilmesi, tasarım sürecine dâhil edilmesi ve çocuk kullanıcıların tasarım sürecinde nasıl konumlandırıldıkları incelenmiştir. Yapılan çalışma sonucunda, çocuk kullanıcılara yönelik tasarlanan grafik arayüz tasarımlarına dikkat edilmesi ve tasarım sürecine dâhil edilmesinin gerekliliği ortaya çıkmaktadır. Çalışmanın, konu ile ilgilenen uzmanlara, gelecek çalışmalara ve çocuklara yönelik oluşturulan tasarımlara katkı sağlayacağı açısından önemli olduğu düşünülmektedir. Araştırma, nitel araştırma yöntemleri üzerinden gerçekleştirilmiş olup; alan yazın taraması ile elde edilen veriler betimsel analiz yöntemi ile yorumlanarak oluşturulmuştur. The use of design and technology together helps individuals to change their aesthetic and visual perceptions and to develop their selectivity in perception. In this context, the images designed for graphical interface designs clearly or implicitly guide the users. At the same time, it is necessary to determine who will use the product in order to embody design behaviors and legitimize design decisions. In particular, there are significant differences between products designed for children and adults. Child users' life experiences are more difficult to understand than adult users. One of the main reasons for this is that it is difficult for designers to imagine the perspectives of child users due to the generation gap, or they make some assumptions based on limited observations of past childhood experiences. This study aims to examine the development processes of interface applications designed according to children's levels, and to present methods and approaches that aim to close the gap between the designer and the designs created for children in a general framework. In this study, it was examined that attention to the development of children, their inclusion in the design process and how child users are positioned in the design process. As a result of the study, it is necessary to pay attention to the graphical interface designs designed for child users and to include them in the design process. It is thought that the study is important in terms of contributing to the experts interested in the subject, future studies and designs created for children. The research was carried out through qualitative research methods; The data obtained through the literature review were created by interpreting the descriptive analysis method.Item Çocukların teknolojiyle etkileşimlerini şekillendiren grafik arayüz tasarımları(Akademik Sosyal Araştırmalar Dergisi, 2024-09) Kukuoğlu, Oya Cansu Demirkale; Koyuncu, Sevgi SoyluÇocuklara yönelik oluşturulan arayüz tasarımları, eğitim, oyun ve tasarım dünyasında önemli bir yer tutmaktadır. Bu ilişki, çocukların yaratıcı düşünme, problem çözme ve teknik becerilerini geliştirmelerine yardımcı olmaktadır. Çocuklara yönelik oluşturulan grafik kullanıcı arayüz tasarımları, çocuklar için oyun deneyimini şekillendiren kritik bir bileşendir. İyi tasarlanmış bir Grafik kullanıcı arayüzü, çocukların oyunun keyfini çıkarmasını sağlamakla birlikte, etkileşimi kolaylaştırmakta ve öğrenme sürecini desteklemektedir. Alanyazındaki eksiklikleri gidermek ve daha fazla araştırma yapmak, bu alandaki eksiklikleri belirlemek için önemli görülmektedir. Bu durum, çocukların eğitim ve eğlence deneyimlerini iyileştirmek, onların teknolojiyle daha sağlıklı bir şekilde etkileşime girmelerine yardımcı olmaktadır. Bu nedenle Görsel Sanatlar Eğitimi için tablette geliştirilen çizim uygulaması ile öğrencilerin, çizim becerilerini ve kelime yaratıcılığını geliştirmeyi, Türkçe ve İngilizce kelime hazinelerini artırmayı, kelime öğrenimini teşvik etmeyi ve görsel dili eğitim ve öğretimdeki yönünü geliştirmeyi hedefleyen bir oyun uygulaması oluşturulmuştur. Oluşturulan bu oyun uygulamasının arayüz tasarımlarını oluşturmak için bazı unsurların dikkate alınması gerekmektedir. Bu bağlamda, literatür taraması yapılarak arayüz tasarımlarının, somut işlemler döneminde olan çocuklara yönelik uygulamalarda oyun yoluyla öğrenme ve dijital teknoloji üzerinde çocuk merkezli arayüz tasarımlarının kullanımı incelenmiştir. Bu doğrultuda, çocuklara yönelik oyun ve oyunla öğrenme uygulamalarında dikkate alınması gereken; eğitici arayüz tasarımları oluşturmak için genel yönergeler, ikon ve sembollerin kullanımı, illüstrasyonların kullanımı, renk kullanımı, tipografi kullanımı, ses kullanımı gibi unsurlar ile ilgili alanyazına dayalı bir çerçeve oluşturulmuştur. Bu unsurlar, somut işlemler döneminde olan çocuklara yönelik uygulamalardan örneklerle incelenmiş ve önerilerde bulunulmuştur. Interface designs created for children have an important place in the world of education, games and design. This relationship helps children develop creative thinking, problem-solving and technical skills. Graphical user interface designs created for children are a critical component that shapes the gaming experience for children. A well-designed Graphical user interface not only allows children to enjoy the game, but also facilitates interaction and supports the learning process. It is considered important to eliminate the deficiencies in the literature and conduct further research to identify the deficiencies in this field. This improves children's educational and entertainment experiences and helps them interact with technology in a healthier way. For this reason, with the drawing application developed on the tablet for Visual Arts Education, a game application has been created that aims to improve students' drawing skills and word creativity, increase their Turkish and English vocabulary, encourage word learning and improve the visual language in education and training. Some elements need to be taken into consideration to create the interface designs of this application. In this article, descriptive research method, which is a qualitative research design, was used. In this context, a literature review was conducted to examine the use of interface designs, learning through games in applications for children in the concrete operations period, and child-centered interface designs on digital technology. In this regard, what should be taken into consideration in games and game-learning practices for children; A literature-based framework has been created regarding elements such as general guidelines, use of icons and symbols, use of illustrations, use of color, use of typography, use of sound to create educational interface designs. These elements were examined with examples from applications for children in the concrete operational period and suggestions were made.Item Dijitalleşmeyle dönüşen sergileme yöntemleri: çevrimiçi galeri ve müzeler(Baçini Sanat Dergisi, 2024-07-31) Kuzu, Ekin Su; Yegin, Yunus Türkşad; Kukuoğlu, Oya Cansu DemirkaleTeknolojik dönüşüm süreci doğrultusunda, sanat ve tasarımda enformasyonalizmin etkisinin gerek yaratım – üretim sürecinde gerekse eserin görüntülenmesi – sergilenmesi- pazarlanması aşamasında yaygınlaştığı görülmektedir. Sanat eserinin doğası olan insan eli ve duygusuyla üretim, yerini zamanla teknolojik imkanlara, çoğaltım tekniklerine, yapay zeka üretimleri gibi sanatın dijitalleşme yönündeki araçlara bırakmaya başlamıştır. Sergileme yöntemlerinin ise geleneksel içeriklerden, çağdaş ve teknoloji temelli sergileme yöntemlerine doğru evirildiği; bu doğrultuda galeriler ve müzelerin, arttırılmış gerçeklik, sanal gerçeklik vb. uygulamalar ile içeriklerini zenginleştirdikleri, güncelledikleri izlemlenmiştir. Teknolojinin gelişimiyle gelen sanatta dijitalleşme eğilimi, birçok müze ve galerilerin çevrimiçi ortamda gezilebilirliği ile sağlanabildiği bir yapı oluşturmaya başlanmıştır. Küresel pandemi ile, teknolojik sergileme yöntemlerine yönelimi kaçınılmaz olmuştur. Bu doğrultuda çevrimiçi galeriler, fiziksel sergileme olanaklarının durması ile rağbet görmüş; müzeler de çevrimiçi gezme olanaklarını arttırmışlardır. Ayrıca sosyal medyada ve web siteleri üzerinden sergiler açılmaya başlanmış, bu durum da herkese ulaşılabilirliğin ve mekan kavramının sanallaşması üzerinden mevcut sınırları kaldırmıştır. Bunun yanında, mekan gezme, sosyalleşme ve galeri ambiyansının birey üzerinde yarattığı hazzın deneyimlenemediği bir alan oluştuğu da söylenebilmektedir. Bu araştırmada, küresel pandemi ile çevrimiçi müze ve galerilerin yaygınlaşmasına dijitalleşme odaklı bir yaklaşımla; çevrimiçi müze ve galerilerin sergilenme ortamları, sergi türleri üzerindeki etkileri, avantaj ve dezavantajlarına yönelik incelemelerde bulunulacaktır. Bunun yanında, pandemi sonrası çevrimiçi galeri, sergi ve müze örnekleri ile çalışma desteklenecektir. Çalışmayı desteklemek amaçlı belirlenen örneklemler, mevcut ve yayımlanmış galeri, sergi ve müze örnekleri arasından rastgele olarak seçilecektir. Araştırmada elde edilecek veriler, nitel araştırma yöntemi üzerinden literatür taraması ile gerçekleştirilecek olup; örneklemler betimsel analiz ile çözümlenerek yorumlanacaktır. Bu çalışma ile, sanatsal üretim çıktılarının - eserlerinin sergileme kavramına ve sergileme yöntem ve tekniklerine yansımaları, dijitalleşme ve pandemi ile dönüşen yapı üzerinden incelenmesi amaçlanmaktadır. Araştırmanın, sanat ve tasarımın dijitalleşme ile evirilen sergileme ortamlarına dönüşümü ve eserlerin yaygınlaşan – küreselleşen çevrimiçi ortamda yer edinmesine yönelik bakış açısıyla literatüre katkı sağlayacağı amaçlanmaktadır. In line with the technological transformation process, it is seen that the effect of informationalism in art and design becomes widespread both in the creation - production process and in the display - exhibition - marketing phase of the work. Production with the human hand and emotion, which is the nature of the work of art, has begun to leave its place to technological possibilities, reproduction techniques, and tools in the direction of digitalization of art, such as artificial intelligence productions. Exhibition methods, on the other hand, have evolved from traditional contents to contemporary and technology-based exhibition methods; in this direction, galleries and museums, augmented reality, virtual reality, etc. It was observed that they enriched and updated their content with applications. The trend of digitalization in art, which came with the development of technology, has begun to create a structure where many museums and galleries can be visited online. With the global pandemic, its orientation to technological display methods has become inevitable. Accordingly, online galleries gained popularity as physical exhibition opportunities ceased; Museums have also increased their online travel opportunities. In addition, exhibitions started to be opened on social media and on websites, which removed the existing boundaries through the virtualization of the concept of space and accessibility to everyone. In addition, it can be said that there is an area where the pleasure of visiting the place, socializing and gallery ambiance cannot be experienced on the individual. In this research, with a digitalization-oriented approach to the spread of online museums and galleries with the global pandemic; In this study, the exhibition environments of online museums and galleries, their effects on exhibition types, advantages and disadvantages will be examined. In addition, work will be supported with examples of online galleries, exhibitions and museums after the pandemic. The samples determined to support the study will be randomly selected from existing and published gallery, exhibition and museum samples. The data to be obtained in the research will be carried out by literature review through the qualitative research method; The samples will be analyzed and interpreted with descriptive analysis. With this study, it is aimed to examine the reflection of artistic production outputs on the concept of exhibition and exhibition methods and techniques, through the structure transformed by digitalization and pandemic. It is thought that the research will contribute to the literature with the perspective of the transformation of art and design into evolving exhibition environments with digitalization and the finding of works in the widespread - globalizing online environment.Item İngilizceyi yabancı dil olarak öğrenenler için yardımlı okumaya yönelik tutum ölçeği geliştirilmesi(ODÜ Sosyal Bilimler Araştırmaları Dergisi, 2022-10-08) Kobul, Mustafa Kerem; Kayaoğlu, Mustafa NaciBu çalışmada İngilizceyi yabancı dil olarak öğrenenlerin yardımlı okumaya yönelik tutumlarını değerlendirmek üzere geçerli ve güvenilir bir ölçme aracının geliştirilmesi amaçlandı. Ölçeğin psikometrik işlemleri, uygun örnekleme (Cohen ve ark., 2007; Fraenkel ve Wallen, 2006) ile belirlenen 324 (NKadın = 251, NErkek= 73) İngiliz Dili ve Edebiyatı programında öğrenim gören gönüllü öğrenci üzerinde yapıldı. Çalışmanın verileri Bilgi Formu ve Yardımlı Okumaya Yönelik Tutum Ölçeği taslağı kullanılarak toplandı. Ölçek geliştirme sürecinde araştırmacılar beşli Likert ile derecelendirilen 30 maddeden oluşan bir madde havuzu oluşturdu. Kapsam geçerliği için alınan uzman görüşlerinden sonra ölçekteki madde sayısı 27’ye, pilot çalışmada yapılan madde analizinden sonra 15’e düşürüldü. Araştırma grupları üzerinde gerçekleştirilen geçerlik işlemlerinde açımlayıcı (AFA) ve doğrulayıcı (DFA) faktör analizinden yararlanıldı. Güvenirlik işlemleri kapsamında ise Cronbach alfa iç tutarlılık katsayısı, madde-toplam puan korelasyonu ve testi yarıya bölme tekniği kullanıldı. Ölçek taslağında yer alan 15 maddenin toplam varyansın %50.03’ünü açıklayan tek faktörlü bir yapı gösterdiği tespit edildi. Tek faktörlü yapının sınandığı DFA sonucunda ise modelin veri ile uyumlu olduğu görüldü (χ2\sd= 2.53, CFI= .94, GFI= .89, AGFI= .84, RMSEA= .08 ve SRMR=.05). Ölçeğin güvenirlik işlemleri sonucunda Cronbach alfa iç tutarlılık katsayısının .89 olduğu saptandı. Testi yarılama tekniği sonucunda elde edilen katsayı.86 olarak bulunurken, madde-toplam korelasyonlarının -.23 ile .85 arasında değiştiği görüldü. Çalışmanın bulgularına dayanarak Yardımlı Okumaya Yönelik Tutum Ölçeğinin yabancı dil öğrenen öğrencilerde kullanılabilecek geçerli ve güvenilir bir ölçme aracı olduğu sonucuna varıldı. This study aims to develop a valid and reliable instrument to measure English as a foreign language learners’ attitudes towards assisted reading. The psychometric tests of the scale were conducted with a convenient sample of 324 (NFemale =251, NMale = 73) volunteer students studying in the English Language and Literature program. The data of the study we recollected through the Demographic Information Form and the Assisted Reading Attitude Scale draft. Initially, the researchers created an item pool of 30 five-point Likert type items. After the expert opinions were obtained for content validity, the number of items in the scale was reduced to 27, and to 15 following the item analysis in the pilot study. Both Exploratory (EFA) and Confirmatory (CFA) factor analyses were conducted throughout the validity procedures followed with the research groups. For reliability procedures, Cronbach's alpha internal consistency coefficient, item-total correlation and the split-half tests were run. It was found that 15 items in the draft scale indicated a single factor structure that explained 50.03% of the total variance. The confirmatory factor analysis computed on the single-factor structure revealed that the model was compatible with the data (χ2\df= 2.53, CFI= .94, GFI= .89, AGFI= .84, RMSEA= .08, and SRMR=.05). The internal consistency coefficient of the instrument was calculated through Cronbach’s alpha which indicated a reasonably high internal consistency with a coefficient of = .89. The coefficient obtained from the split-half reliability test was found to be .86, while the item-total correlations ranged from -.23 to .85. The evidence from this study suggests that the Assisted Reading Attitude Scale is a valid and reliable measurement tool that can be administered to foreign language learners.Item Eğitimcilerin COVID-19 salgın sürecinde okuma davranış ve motivasyonlarının çeşitli değişkenler açısından incelenmesi(Milli Eğitim, 2022) Eyüp, Bircan; Kobul, Mustafa Kerem; Altun, FatmaBu çalışmada, eğitimcilerin COVID-19 salgın sürecindeki okuma davranış ve motivasyonlarının çeşitli değişkenlerle incelenmesi amaçlanmaktadır. Kesitsel tarama desenindeki bu çalışmanın örneklemini Türkiye’nin farklı bölgelerinde görev yapan 319 eğitimci (233 öğretmen, 86 akademisyen) oluşturmaktadır. Araştırmanın verileri, Bilgi Formu ve Yetişkin Okuma Motivasyonu Ölçeği ile toplanmıştır. Yapılan analizlerde, çalışmaya katılan eğitimcilerin %39.6’sının salgın öncesine göre daha fazla, %16.9’unun ise daha az okuduğu tespit edilmiştir. Salgın sürecinde eğitimcilerin en fazla tercih ettikleri türler sırasıyla; kurgusal yazılar, bilimsel yazılar, düşünce yazıları, kişisel gelişim ve şiir olarak belirlenmiştir. Okuma motivasyonunun “yeterlilik” alt boyutunda akademisyenlerin öğretmenlerden anlamlı düzeyde yüksek puan aldığı görülmüştür. Kadınların “benlik” alanındaki okuma motivasyonlarının erkeklerden anlamlı düzeyde yüksek olduğu belirlenmiştir. Çalışmaya katılan eğitimcilerin okuma motivasyonlarının “benlik”, “yeterlilik” ve “diğer alanlardaki başarı” alt boyutlarında COVID-19 salgın sürecindeki okuma sıklığına göre anlamlı farklılıklar belirlenmiştir. Bu çalışmanın sonuçlarına göre; eğitimcilerin okuma motivasyonları bireysel faktörlerden olduğu kadar COVID-19 gibi olağanüstü bir çevresel faktörden kaçınılmaz olarak etkilenmiştir. This study aims to investigate educators’ reading behaviors and motivation during the COVID-19 pandemic with respect to certain variables. Subjects of this cross-sectional study were recruited from 319 educators (233 teachers and 86 faculty members) working in various regions of Turkey. The data of the study were collected using the Information Form and the Adult Reading Motivation Scale. The data were analyzed using SPSS v. 22 and the analysis revealed that 39.6% of the educators who participated in the study read more and 16.9% read less than they read before the epidemic. The genres mostly preferred by educators during the pandemic were found to be fiction, scientific writings, think pieces, personal development, and poetry, respectively. Statistically significant difference was found in the “efficacy” sub-dimension of reading motivation which indicates academicians got significantly higher scores from teachers. Women’s reading motivation in the “identity” sub-dimension was found significantly higher than men. Significant differences were obtained in the “identity”, “competence” and “success in other fields” sub-dimensions of the reading motivation of the educators with respect to their reading frequency during the pandemic. The results indicate that educators’ motivation to read was influenced by individual factors along with this truly extraordinary circumstances of COVID-19 pandemic.Item Dijital dönüşümün önemli bir parçası olarak ücretsiz bilgisayar destekli çeviri araçları: özellikler ve yenilikler(Çeviribilim, 2023) Gören, Erdem CelalÇeviri çalışmalarında günümüze kadar farklı boyutlarda dönüşümler olmuştur. Sırayla dilsel, kültürel, sosyolojik ve şu anda içinde bulunduğumuz dijital olmak üzere dört dönüşüm vardır ve bu evreler birbirinden kopuk değil, iç içedir. Dijital evrede, teknolojinin çeviri sürecine nasıl dahil edildiği açıklanır ve çevirinin geleceğine dair öngörüde bulunmaya çalışılır. Günümüzde çevirmenlere yardımcı olan birçok dijital kaynak bulunmaktadır ve bunların çoğunu tek çatı altında toplayan bir araç söz konusudur: bilgisayar destekli çeviri (BDÇ) araçları. Üç temel etken, günümüzde müşterilerin BDÇ kullanan çevirmen tercihini artırmıştır. Bunlar standardizasyon, fiyat ve formattır. Bu etkenleri sırasıyla çeviri sürecini bir standart haline getirmek, özel alan terimcesi ve çeviri belleği ile tekrar çevrilmesi gerekmeyen terim ve cümleler için ücret ödememek ve belgedeki yazım biçimlerinin yani formatın korunması şeklinde açıklayabiliriz. Ücretli BDÇ araçları yerel fiyatlandırma politikası güdülmeden yabancı para birimleri üzerinden satışa sunulmaktadır ve bundan dolayı serbest çalışan çevirmenler bu yazılımlara erişememektedir. Öte yandan, eklenti kurma imkânı sunan, bağış usulü ile geliştirilmeye devam eden ücretsiz BDÇ araçları, çeviri şirketleri tarafından da çevirmenler tarafından da kullanılabilir. Bu çalışmada, bahsi geçen ücretsiz BDÇ araçlarının özelliklerine vurgu yaparak kullanım yöntemlerini değerlendirip verimliliklerinin tartışılması hedeflenmektedir. Bu hedef doğrultusunda, web tabanlı Smartcat veya masaüstünde çalıştırılan OmegaT gibi ücretsiz BDÇ araçlarından çevirmenlerin ve iş verenlerin nasıl kullanılacağı gösterilmekte ve işlevleri karşılaştırma yapılarak tartışılmaktadır. Sonuç olarak, eskiye kıyasla ücretsiz makine çevirisi hizmetiyle, özelleştirilebilir olmalarıyla ve geniş özellik yelpazesiyle ücretsiz araçların büyük oranda geliştikleri ve ücretli araçlara alternatif olarak kullanılabileceği tespit edilmiştir. Translation studies have undergone transformations in different aspects up to the present day. There are four turns: linguistic, cultural, sociological and digital. These turns are not disconnected but intertwined. The digital turn explains how technology has been incorporated into the translation process and tries to predict the future of translation. Today, there are many digital resources availableto help translators, and there is one tool that unites most of them under one umbrella: computerassisted translation (CAT) tools. Three main factors have increased clients' preference for translators using CATs today. These are standardization, price and format. These factors can be explained as standardization of the translation process, special domain terminology and translation memory to avoid paying for terms and sentences that do not need to be retranslated, and preservation of the format of the document. Paid CAT tools are sold in foreign currencies without a local pricing policy and therefore freelance translators cannot access them. On the other hand, free CAT tools, which offer the possibility to install plug-ins and continue to be developed on a donation basis, can also be used by translation companies and translators. This study aims to emphasize the features of these free CAT tools, evaluate their usage methods and discuss their efficiency. To this end, this study shows how translators and commissioners can make use of free CAT tools such as the web based Smartcat or the desktop software OmegaT and discuss their functions in a comparative manner. As a result, it is concluded that free tools, with their free machine translation service, customizability and wide range of features, have improved significantly compared to the past and can be used as an alternative to paid tools.Item Is Shrek still funny in Turkish? An analysis of the strategies employed during the Turkish dubbing translation of humor in the animated film Shrek(İstanbul Üniversitesi Çeviribilim Dergisi, 2023-10-21) Çavuşoğlu, EbruThankstoglobalization and technology, the interaction among different cultures has disseminated worldwide and translation has taken on a vital role by bridging gaps and maintaining communication. As one of the fast-growing fields of translation studies, audiovisual translation has recently been the subject of a wide range of research. However, the number of studies focusing on dubbing translation in the Turkish context is still limited. Therefore, this study aims to examine the strategies employed by the dubbing translator to contend with the translation of humorous expressions into the target language. The method used is a qualitative descriptive method with the data selected from the film ‘Shrek’ taken from the platform Netf lix. The data consists of intentionally collected humorous examples from the film and their dubbed versions. The extracted examples are analyzed with the strategies proposed by Pedersen (2005). Upon identifying the strategies, the results are classified to demonstrate the strategies mostly adopted by the translator. The findings reveal that substitution, paraphrasing, and addition strategies are largely employed throughout the dubbing translation. It can also be stated that a mixture of strategies is used depending on the humorous expression. Overall, this study offers insight for future research in dubbing in the language pair of Turkish-English. Küreselleşme ve teknoloji sayesinde farklı kültürler arasındaki etkileşim dünya çapında yaygınlaşmış ve çeviri, bir köprü görevi görerek iletişimi sürdürme konusunda oldukça önemli bir rol üstlenmiştir. Çeviribilimin hızla büyüyen alanlarından biri olan görsel-işitsel çeviri, son zamanlarda geniş bir araştırma alanına sahip olmuştur. Ancak Türkçe bağlamında dublaj çevirisine odaklanan çalışmaların sayısı halen sınırlıdır. Bu nedenle bu çalışma, dublaj çevirmeninin mizahi ifadelerin hedefdile(Türkçe)çevrilmesindekullandığıstratejileriincelemeyiamaçlamaktadır. Kullanılan yöntem Netflix platformundan alınan ‘Shrek’ filminden seçilen verilerle nitel betimsel bir yöntemdir. Veriler, filmden kasıtlı olarak toplanan mizahi örneklerden ve bunların dublaj çevirilerinden oluşmaktadır. Seçilen örnekler Pedersen (2005) tarafından önerilen stratejilerle analiz edilmiştir. Stratejiler belirlendikten sonra sonuçlar, çevirmenin çoğunlukla benimsediği stratejileri gösterecek şekilde sınıflandırılır. Bulgular, dublaj çevirisinde çoğunlukla ikame, başka sözcüklerle yazma ve ekleme stratejilerinin kullanıldığını ortaya koymaktadır. Ayrıca mizah içeren ifadeyebağlıolarakfarklıstratejilerin bir arada kullanıldığı da ifade edilebilir. Genel olarak bu çalışma, Türkçe-İngilizce dil çiftinde dublaj alanında gelecekte yapılacak araştırmalara ışık tutmaktadır.Item Examining the role of English language proficiency, language learning anxiety, and self-regulation skills in EMI students’ academic success(Studies in Second Language Learning and Teaching, 2023) Yüksel, Doğan; Soruç, Adem; Horzum, Barış; McKinley, JimThis study focuses on the predictive power of linguistic (i.e., general English proficiency; identified simply as “proficiency” in this paper) and non-linguistic (i.e., language learning anxiety and self-regulation) factors on the academic success of English medium instruction (EMI) students studying in engineering and social sciences programs in a Turkish university setting. Data were collected from 705 conveniently sampled EMI students of four academic subjects (international relations; N = 158; business administration; N = 184; mechatronics engineering; N = 181; mechanical engineering: N = 182) representing two disciplines (i.e., social sciences and engineering) from a public university. Pearson correlation and SEM analyses were run to determine the relationships among language learning anxiety, self-regulation, proficiency and EMI success. Findings revealed that anxiety and self-regulation skills do affect EMI students’ proficiency irrespective of academic disciplines. Both self-regulation and proficiency impacted EMI students’ academic success in engineering, while only proficiency predicted academic success in the social sciences. These results are discussed and pedagogical implications are given related to the impact of linguistic and non-linguistic factors in EMI contexts.Item 'Why' behind the volunteer subtitling research on the motivation of Turkish volunteer subtitle translators(International Journal of Languages’ Education and Teaching, 2022-12-30) Çavuşoğlu, EbruIn recent years, several studies have been conducted in the field of volunteer subtitling related to the motivational aspect of this phenomenon. There is no doubt that the rise of volunteer subtitle translator communities has been witnessed on a global scale. However, there appears a gap in the context of Turkish volunteer subtitle translators in terms of the motives that drive them to continue translating voluntarily without any monetary reward. Therefore, this paper explores the motivational factors that lay behind the Turkish volunteer subtitle translators who currently are involved in volunteer subtitling activity on various online platforms (TED.com, planetdp.org, turkcealtyazi.org). The way the data is obtained is based on a qualitative method, within the combined form of a survey method and discourse analysis of translators’ blog entries available online. The paper concludes with the classification of the results derived from the research, around the most common social and personal factors that drive the volunteer translators to be involved in this online community and continue producing translation pro bono. In addition, along with the available data on volunteer motivation, this study sheds light on the influence of these motivational factors on the volunteer translators’ subtitle translation process and the end product. Son yıllarda, gönüllü altyazı alanında bu olgunun motivasyonel yönü ile ilgili birçok çalışma yapılmıştır. Gönüllü altyazı çevirmen topluluklarının yükselişine küresel ölçekte tanık olunduğuna şüphe yoktur. Ancak, Türk gönüllü altyazı çevirmenleri bağlamında, onları herhangi bir parasal ödül olmadan gönüllü olarak çevirmeye devam etmeye iten güdüler açısından ele alan bir çalışma bulunmamaktadır. Bu nedenle, bu makale şu anda çeşitli çevrimiçi platformlarda (TED.com, planetdp.org, turkcealtyazi.org) gönüllü altyazı faaliyetinde bulunan Türk gönüllü altyazı çevirmenlerinin motivasyonlarının arkasında yatan faktörleri araştırmaktadır. Verilerin elde edilme şekli, çevrimiçi olarak sunulan çevirmen blog girişlerinin bir anket yöntemi ve söylem analizinin birleşik biçiminde, nitel bir yöntemle incelenmesine dayanmaktadır. Makale, gönüllü çevirmenleri bu çevrimiçi topluluğa katılmaya ve ücretsiz çeviri üretmeye devam etmeye iten en yaygın sosyal ve kişisel faktörler etrafında araştırmadan elde edilen sonuçların sınıflandırılmasıyla sona ermektedir. Ayrıca, gönüllü motivasyonu ile ilgili mevcut verilerle birlikte bu çalışma, motivasyon faktörlerinin gönüllü çevirmenlerin altyazı çeviri süreçlerinin ve nihai ürünlerinin üzerindeki etkisine de ışık tutmaktadır.Item Transferring modernist elements in poetry translation: T.S. Eliot and “Portrait of a Lady” ‒ a case study(Journal of Modernism And Postmodernism Studies, 2022-11-27) Özden, Ayşenur İplikçiThis study aims to analyze Thomas Stearns Eliotʼs poem “Portrait of a Lady”, and its translation to Turkish by Erdal Ceyhan “Bir Bayanın Portresi” in terms of modernist elements used in the source text, and to put forth how these modernist elements are represented in the target text considering specifically the modernist effects they create. Modernist poetry can be defined as the poetry written between 1890 and 1950 by a group of poets who were brought together by certain common features such as writing in reaction to the excesses of Victorian poetry, looking back to the practices of ancient Greek poets, exploring technical innovations, questioning the self, and dislocating the authorial presence. Their poetry is also characterized by individualism, experimentation, and emphasis on cerebral rather than emotive subjects. For modernist poets, the modern man is an individual, feeling fragmented and alienated from the world around him. This study examines how the modernist elements in the source text are transferred to the target language, and to what extent a similar impact is created in the target text in terms of the equivalents of modernist elements used. Studying one of T.S. Eliotʼs poems and its Turkish translation helps to understand not only modernist poetry, but also the modern individual of the 1910s and 1920s. It also helps readers be more aware of potential problems with translation when reading a poem in the form of a target text while depicting the pros and cons of modernist poetry translation on a specific example. Bu çalışmanın amacı, Thomas Stearns Eliotʼın “Portrait of Lady” isimli şiirini ve Erdal Ceyhanʼın “Bir Bayanın Portresi” isimli Türkçe çevirisini kaynak metinde kullanılan modernist unsurlar açısından incelemek ve bu unsurların erek metinde nasıl yansıtıldığını, özellikle oluşturdukları modernist etkileri göz önüne alarak, ortaya koymaktır. Modernist şiir, 1890 ve 1950 yılları arasında Viktorya şiirinin aşırılıklarına tepki olarak yazmak, Antik Yunan şairlerinin yaptıklarına dönüp bakmak, teknik yenilikleri araştırmak, özbenliği sorgulamak ve yazarın varlığını yerinden oynatmak gibi ortak özellikleri olan bir grup şair tarafından yazılan şiir olarak tanımlanır. Bu şiir türü bireysellik, deneyim ve duygusal konulardan ziyade ussal konulara vurgu yapma özellikleri ile nitelenir. Modernist şairlere göre modern insan, etrafındaki dünyadan uzaklaşmış ve parçalanmış hisseden bireydir. Bu çalışmada, kaynak metindeki modernist unsurların erek dile nasıl aktarıldığı ve modernist unsurların çeviride kullanılan karşılıkları bakımından erek metinde benzer bir modernist etkinin ne derece oluşturulduğu incelenmektedir. T.S. Eliotʼın şiirlerinden birini ve Türkçe çevirisini incelemek, sadece modernist şiiri değil, aynı zamanda 1910ʼların ve 1920ʼlerin modern bireyini anlamaya yardımcı olmaktadır. Bununla birlikte bu çalışma, belirli bir çeviri örneğinde modernist şiir çevirisinin olumlu ve olumsuz yönlerini ortaya koyarken, okuyucunun erek metin şeklinde bir şiiri okurken daha bilinçli olmasına yardımcı olmaktadır.Item On the etymological aspect of the three different Turkish translations of William Shakespeare’s 66th Sonnet(Artuklu İnsan ve Toplum Bilim Dergisi, 2022) Özden, Ayşenur İplikçiThis study aims to examine the interconnected Turkish translations of William Shakespeare’s 66th sonnet by Turkish translators Can Yücel, Talat Sait Halman, and Hasan İlhan in a lexical and etymological perspective that explores the origin of the words used in texts, takes word choices and repetitions used in the translations as the main domains of analysis, and that intends to investigate their effects on the meaning of the translation. The word choices for translation in the three different translated versions of the same original work and their etymological origins are taken as the main fields of analysis in question specifically with regard to the idea of lexicology of Halliday and Yallop (2007), and their effects are examined and compared. Though lexical analysis is concerned with various subjects such as style variation, sound and meaning; in this study, particularly word usage and word choices are taken as the essential examining domains of the three Turkish translations of the 66th sonnet. In addition, some further analysis is made respecting the origins of specific words by taking their etymological characteristics into consideration. In this way, this study expects to contribute to translation studies in terms of poetry translation by putting forth the lexical and etymological examination of the same sonnet in three different translated versions. Bu çalışmanın amacı, William Shakespeare’in 66.sonesinin Can Yücel, Talat Sait Halman ve Hasan İlhan tarafından Türkçeye çevirilerini; metinlerde kullanılan kelimelerin kökenlerini araştıran, incelemenin temel alanları olarak çevirilerde kullanılan kelime seçimleri ve tekrarları ele alan ve bu öğelerin çevirinin anlamı üzerindeki etkisini araştıran etimolojik ve sözcüksel açıdan incelemektir. Çalışmada aynı kaynak metnin üç farklı çevirisinde tercih edilen kelimeler ve bunların etimolojik kökenleri özellikle Halliday ve Yallop (2007)’un sözcükbilim anlayışıyla ilgili biçimde ele alınarak, çeviri metinler üzerindeki etkileri incelenmiş ve karşılaştırılmıştır. Sözcüksel analiz biçemsel farklılıklar, ses ve anlam gibi farklı konularla da ilgilense de bu çalışmada, 66.sonenin üç farklı Türkçe çevirisinde özellikle kelime kullanımları ve tercihleri temel inceleme alanları olarak belirlenmiştir. Bununla birlikte, kelimelerin etimolojik özelliklerinin de incelemeye alınmasıyla, belirli kelimelerin kökenleri hakkında detaylı bir inceleme yapılmıştır. Böylece bu çalışma, aynı sonenin üç farklı çevirisindeki sözcüksel ve etimolojik incelemeyi sunarak, özellikle şiir çevirisi alanında çeviribilim çalışmalarına katkıda bulunmayı amaçlamaktadır.Item An intertextual approach to the Turkish translation of William Shakespeare's Macbeth(Kesit Akademi Dergisi, 2021-06-25) Özden, Ayşenur İplikçiA translator of drama should be conscient of the fact that the language used in the dramatic work is aimed for both reading and performing, and they should get the reader and the audience distinguish it. For that reason, a translator of drama should take notice that every line they translate to another language carries the dramatic effect that the text sets out in both performance and written form. The aim of this study is to evaluate the Turkish translation of William Shakespeare’s Macbeth in an intertextual context. While taking into consideration some intertextual techniques that have important functions in forming the meaning of the text, the original and the target texts are analyzed and how the translator uses these elements of intertextuality in her translated work are touched upon. In particular, the techniques such as allusion or reference are the ones that form the basis of this study, and how they are reflected in the translated work underlies the ground for this reading. While examining the translated text and the original text; the fact that the translator possesses a good knowledge of the texts and authors the writer of the original text refers to or benefit from while writing their text, carries utmost importance. For that reason, how the translator uses this awareness and knowledge in the translated text, is also analyzed as one of the goals of this study. Tiyatro oyunu çevirmeni, oyundaki dilin hem okunmak hem de oynanmak için kullanıldığının bilincinde olmalı ve okur ile seyircinin de bunu fark etmesini sağlamalıdır. Bu nedenledir ki çevirmen, başka bir dile çevirdiği her satırın, metnin hem sahneye koyulmasında hem de yazılı şekilde, oluşmasını hedeflediği dramatik etkiyi oluşturabilmesi gerektiğinin bilincinde olarak hareket etmelidir. Bu çalışmanın amacı, William Shakespeare’in Macbeth isimli eserinin Türkçe çevirisini metinlerarası bağlamda incelemektir. Metnin anlamının oluşmasında önemli işlevlere sahip olan birtakım metinlerarası yöntemler ele alınırken, kaynak ve hedef metinler tahlil edilmiş ve çevirmenin, çeviri eserinde bu metinlerarası öğeleri nasıl kullandığı üzerinde durulmuştur. Özellikle, anıştırma ve gönderme gibi teknikler bu çalışmanın temelini oluşturmakla birlikte, bunların çeviri eserde ne şekilde yansıtıldığını incelemek de yine bu çözümlemenin zemininde yer almaktadır. Çeviri metni ve kaynak metni incelerken; çevirmenin, kaynak metin yazarının eserini yazarken yararlandığı ya da göndermede bulunduğu metinler ve yazarlar hakkında iyi bir bilgi sahibi olması gerekliliği, belki de en fazla önem teşkil eden husustur. Bunun için, çevirmenin bu farkındalığı ve bilgiyi çeviri eserde nasıl kullandığını saptamak da bu çalışmanın amaçlarından biri olarak görülebilir.Item Shaping quill and ink: to what extent can ‘translation act’ affect the history of English literature?(Söylem Filoloji Dergisi, 2025-03-11) Özden, Ayşenur İplikçiThis study aims to analyse the function and role of the 'translation act' in shaping English literature from the 5th to the 15th century, specifically from the point of its effect on the development of English literature drawing upon Stephen Greenbla ’s New Historicism. This period encompasses the Old English period (c. 5th century - 1066) and the Middle English period (1066 - late 15th century). Through an analysis of the act of translation within this time span, this study seeks to determine the extent to which translation has influenced and shaped the foundations of literature, particularly English literature—an esteemed body of work recognised for its rich and diverse canon and its significant global influence. This influence stems not only from the expansive reach of the British Empire but also from the incorporation of diverse voices from writers across the world, contributing to the perception of literature wri en in English as a vital component of English literary tradition. By utilizing Greenbla ’s New Historicism, which views literature as a product of its historical context, and by treating the ‘translation act’ as the basis of historical context herein in this paper, the rich interplay between this act and the beginnings of the history of English literature is expected to be revealed in this study, with an emphasis on how the 'translation act' interacts with the evolution of English literature. Bu çalışma, 5. yüzyıldan 15. yüzyıla kadar İngiliz edebiyatının gelişiminde 'çeviri eylemi'nin işlevini ve rolünü, Stephen Greenbla ’ın Yeni Tarihselcilik yaklaşımı çerçevesinde, özellikle İngiliz edebiyatının gelişimi üzerindeki etkisi açısından analiz etmeyi amaçlamaktadır. Bu dönem, Eski İngilizce Dönemi (yaklaşık 5. yüzyıl-1066) ve Orta İngilizce Dönemi’ni (1066-15. yüzyılın sonları) kapsamaktadır. Bu çalışma, bu zaman dilimindeki çeviri eylemini analiz ederek, çevirinin edebiyatın temellerini, özellikle zengin ve çeşitli kanonuyla tanınan ve önemli bir küresel etkiye sahip olan İngiliz edebiyatını ne ölçüde etkilediğini ve şekillendirdiğini belirlemeyi amaçlamaktadır. Bu etki, yalnızca Britanya İmparatorluğu’nun geniş çaplı alanından değil, aynı zamanda dünya genelindeki yazarlardan farklı seslerin bir araya getirilmesinden kaynaklanmakta ve İngilizce yazılan edebiyatın, İngiliz edebiyat geleneğinin hayati bir bileşeni olarak algılanmasına katkıda bulunmaktadır. Greenbla ’ın edebiyatı tarihsel bağlamının bir ürünü olarak gören Yeni Tarihselcilik yaklaşımı kullanılarak ve bu makalede ‘çeviri eylemi’nin tarihsel bağlamın temeli olarak ele alınmasıyla, bu eylem ile İngiliz edebiyat tarihinin başlangıcı arasındaki zengin etkileşimin, ‘çeviri eylemi’nin İngiliz edebiyatının evrimiyle nasıl bir etkileşim içinde olduğuna da vurgu yapılarak, ortaya konulması beklenmektedir.Item An ecofeminist reading of the Turkish translation of a midsummer night’s dream(Dil ve Edebiyat Araştırmaları (DEA), 2023-02-15) Özden, Ayşenur İplikçiThis study aims to analyse the Turkish translation of William Shakespeare’s A Midsummer Night’s Dream with an ecofeminist point of view. Ecofeminism argues that feminist efforts and struggles just like nature are challenged by the patriarchal system, for that reason this male-dominated system can be seen as a threatening factor over both women and nature. The ecofeminist approach to analyses of literary texts can be tracked among the most recent studies that have been carried out latter-day. And taking ecofeminism in terms of translation studies, specifically from the point of women’s moving through different types of space constitutes the essence of this study. In this respect, the worlds of humans and their splitting as men and women, as society and nature, and as suppression and freedom in the play and their Turkish translations are studied in the study with special emphasis on the translator’s word choices. While analysing the selected target texts, domestication in terms of translation studies has also been studied as a determining element. The Turkish translation of the acts adds to the ecofeminist understanding of the play by having an almost impeccable language as Shakespeare’s. Bu çalışmanın amacı, William Shakespeare’in Bir Yaz Gecesi Rüyası isimli eserinin Türkçeye çevirisini ekofeminist bir bakış açısıyla incelemektir. Ekofeminizm, feminist çaba ve uğraşılara tıpkı doğa gibi ataerkil sistem tarafından meydan okunduğunu ve bu nedenle bu erkek egemen sistemin hem kadın hem de doğa için tehdit edici bir unsur olduğunu öne sürer. Edebi metinlerin analizlerine ekofeminist bir yaklaşımla eğilmek, son zamanlarda yapılan en güncel çalışmalar arasında yerini alır. Ekofeminizmi çeviri çalışmaları konusunda özellikle kadınların farklı uzamlara hareket etmeleri açısından ele almak, bu çalışmanın özünü oluşturmaktadır. Bu bağlamda bu çalışmada, insanların dünyaları ve onların oyunda özellikle kadın ve erkek, toplum ve doğa ile baskı ve özgürlük olarak ayrılmaları ve bunların Türkçeye çevirileri, çevirmenin sözcük seçimlerine de vurgu yapılarak incelenmiştir. Türkçe diline kazandırılmış olan seçilmiş hedef metinleri inceleme noktasında, çeviri çalışmalarında yerlileştirme unsuru da belirleyici etmenler arasında yerini almıştır. Sahnelerin Türkçeye çevirileri, neredeyse Shakespeare’inki kadar kusursuz bir dile sahip olması bakımından, oyunun ekofeminist bir açıyla okunabilirliğine katkı sağlamaktadır.Item A carnivalesque reading of the Turkish translation of Dr Jekyll and Mr Hyde(Söylem Filoloji Dergisi, 2023-02-19) Özden, Ayşenur İplikçiMikhail Bakhtin, a prominent Russian philosopher of the 20th century, contributed to the field of literary studies by propounding conceptions in several domains one of which is the foremost term ‘carnivalesque’. As it is a locution related to the ‘carnival’, it is of utmost significance to define this term. The ‘carnival’, deriving from the Lantern period at the time of the Romans, is a phenomenon in which all the rules in our daily lives, restrictions, regulations, and hierarchical forms are put aside; everyone is free and there are no restrictions in this sphere. The aim of this study is to read and analyse the Turkish translation of Robert Louis Stevenson’s The Strange Case of Dr Jekyll and Mr Hyde in the light of Bakhtin’s ‘carnivalesque’ approach. The Turkish translation of the work is evaluated particularly by taking Bakhtin’s main categories of the term ‘carnivalesque’, which are free and familiar interaction between people, eccentric behaviour by which the human nature in the work is revealed, and ‘carnivalistic’ misalliances, all of which are considered to be abstract notions of freedom and equality. In this particular analysis, it is found out that while taking the ‘carnivalesque’ way of thinking into consideration, specifically the diverse characteristics of the protagonist in the novel are brought forth such as being respectable and well-liked but also hideous and depraved in conformity with the free and unrestricted world of the ‘carnival’. 20. yüzyılın önde gelen Rus düşünürü Mikhail Bakhtin, çeşitli alanlarda, içlerinden biri de ‘karnavalesk’ terimi olan kavramlar öne sürerek, filoloji ve edebiyat çalışmalarına katkı sağlamıştır. Bu kavram ‘karnaval’ olgusu ile yakından ilgili olduğundan, ‘karnaval’ olgusunu tanımlamak önem arz etmektedir. Kökeni Romalılar zamanındaki Lantern isimli dönemden gelen ‘karnaval’; günlük hayattaki bütün kuralların, kısıtlamaların, düzenlemelerin ve hiyerarşik formların bir kenara koyulduğu bir olgudur; bu alanda herkes özgürdür ve hiçbir kısıtlama yoktur. Bu çalışmanın amacı, Robert Louis Stevenson’ın tam ismiyle Dr Jekyll ile Bay Hyde: Tuhaf bir Vaka eserinin Türkçe çevirisini, Bakhtin’in ‘karnavalesk’ yaklaşımı ışığında incelemek ve analiz etmektir. Eserin Türkçe çevirisi Bakhtin’in ‘karnavalesk’ teriminin özellikle ana kategorilerini ele alarak değerlendirilmektedir; bu kategori içinde değerlendirilebilecek öğeler, özgürlük ve eşitliğin soyut kavramları olarak düşünülen insanlar arasında özgür ve yakın etkileşim, insan doğasının eserde ortaya çıkma yolu olan olağandışı davranış ve ‘karnavalist’ uyumsuzluklardır. ‘Karnavalesk’ düşünce tarzını ele alırken, romandaki baş karakterin, ‘karnaval’ın özgür ve kısıtlanmamış dünyasına uygun olarak özellikle hem saygın ve sevilen biri olma hem de korkunç ve ahlakı bozulmuş olma gibi çeşitli özellikleri ortaya konmaktadır.